Karadeniz’in hırçın dalgalarla dövdüğü duvarların üzerinde, tarihin sessiz ama vakur tanığı Ginolu Kalesi yükselir. Sürtüven Burnu’nun sarp kayalıklarına adeta bir kartal yuvası gibi tutunmuş bu kadim yerleşim, M.Ö. 5. yüzyıldan bu yana medeniyetlere ev sahipliği yapmış, antik çağın ünlü yazarları Skylax ve Strabon’un satırlarında “Kinolis” adıyla hayat bulmuştur.
Venedik ve Cenevizli denizcilerin rotasında hayati bir ticaret durağı olan kale, bugün harabe halindeki duvarlarıyla bile geçmişin o hareketli liman günlerini fısıldar gibidir. İki doğal limanın kucakladığı bu eşsiz coğrafya, hem arkeolojik gizemleri hem de doğanın sunduğu vahşi güzelliği bir arada sunarak ziyaretçilerini asırlar öncesine götüren büyüleyici bir atmosfer yaratır.
Tarihin izlerini sürerken, bir zamanlar burada yankılanan denizci seslerini hayal etmemek imkansızdır. Eski deniz haritalarında içinde “Santa Maria” adlı bir kilisenin varlığından söz edilen, ancak günümüzde sırrını toprak altında saklayan bu gizemli yerleşim, sadece bir tarih durağı değil, aynı zamanda yeşilin ve mavinin en etkileyici tonlarının buluştuğu eşsiz bir seyir terasıdır. Ginolu Koyu’nun sakin sularına tepeden bakarken, Karadeniz’in o kudretli doğasına hayran kalacaksınız.